Ana içeriğe atla

Blog yazarları

Fotoğrafım
ihaveasmileonmyface
kedilerle ciddi düşünüyorum. a cynical misanthrope.

yattigi yeri yadirgamayan insan..

ayni gun icerisinde eiffel kulesinde bir kahve icip, aksaminda adana'da adana kebap yenilir mi? yapilabilir. yapmak istermiydim? belki hayal bile etmezdim zira aklima gelmezdi boyle bir hayal. gariplesiyor hayat. hic olmadigi kadar. gariplesiyor. buyuyor genisliyor. benim zihnim de buna ayak uyduruyor. hali hazirda ruhum bir kente bir ulkeye ait olamamisken, baska yerler insanlar ulkeler otel odalari havaalanlari baska diller goruyor. iyice genisliyor ruhum. aitsizligini ispatlar gibi. haz aliyor. rahatsiz olmayisindan. yattigi hicbir yeri yadirgamayisindan buyuk bir haz duyuyor.

bunun yaninda insanlar kultur soku geciriyorlar. anlamak lazim onlari da belki. ama ben degilim o anlayabilecek insan. ben kendimi anlatamadigim gibi, hic anlamadiklari ve hice saydiklari gibi hislerimi dusuncelerimi ve aitsizligimi ben de onlari bu denli ait oluslarini, kulturlerine 'delicesine' bagliliklarini, yadirgayislarini. ayiplamalarini. gulusmelerini anlamayacagim. anlamak icin de caba gosteremeyecegim.
ayni yerde olmaktan duydugum rahatsizlik ve her daim baska yerlerde olmaktan duydugum mutluluk ve huzur beni ben yapandir... bu boyledir. buna bagli olarak yasayabilirim. her seye ragmen.. dunyami gezmekten mutluluk duyabilirim. gezdigim ve gezecegim yerler icin heyecanlanabilirim. suan oldugum yatakta ilk defa yattigim icin mutlu olabilirim. bu oda da benden once milyonlarca kalmis ve benden sonra kalacaklarin hayaliyle kendimi eglendirebilirim.

benim hayatim sabit bir duzen kurmamak uzerine kurulu olabilir. "bir duzenim olsun istiyorum" olmak zorunda degildir. ve bu gercek olabilir.


i don't want to settle down. not me. never.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

insanlık için küçük benim için büyük bir farkediş, farketmemek.

        sevginin ne sikim olduğunu hiç bilmeden yetiştirilen ruhları hastalanmış insanlarımıza...  küfürle giriş yaptım. çünkü öle..  büyüme çağında sevgi dilenen ve dilendiği için utanan ve sonunda da bu konuyu bir daha düşünmemek ve kötü hissetmemek (hissettirilmemek) adına çok derinlere gömerek yetişkinliğe ulaşan kişiler sevginin öncelikle sağlam bir temelinin atılması ve tuğlaları üst üste koyarak inşa edilmesi gereken bir şey olduğundan bir haberler.  sevgiyi ailelerinden "bana baktı, büyüttü, aç bırakmadı, terk etmedi vb." gibi bir takım kan bağından dolayı oluşan zorunluluklar ve asgari düzeydeki ilgi alakadan ibaret olarak gördüler. seni doğuran kişi ya da bakan büyüten kişi her kimse onunla bile duygusal, iletişime dayalı bir sevgi inşa edilmesi gerekiyor aslında. bu konsepte çok uzak bir millet olduğumuz aşikar.  biraz daha girelim çünkü bu konu canımı çok sıkıyor.  anne kutsaldır dediler. hayır hiçkimse kutsal değildir. yalnızca o...

Like Al Gerçek Olsun.

Ön kamera niye var? Demiştim. Net hatırlıyorum. Hali hazırda büyük bir kesim çeşitli ruhsal rahatsızlıklarla boğuşuyor. Uzun süredir gördüğüm terapistlerle olan seanslarımızda bir konu defalarca gündeme geliyor. “Korkutan düşüncelerden kaçmak.” Kaçmak demek o düşünceyi beynimizden atmak için gösterilen müthiş çaba. Bence çoğu ruhsal bozuklukta (düşünce farklı olabilir) bu düşünceden kaçma, onu yalanlama, onu düşünürken kendini teskin etme ve en önemlisi o düşünceyi yalanlamaya çalışma ya da başkalarından yardım isteme var. Yani o düşünceye cevap verip onu bi bok sanma var. Bu da şöyle: “Çirkin olduğumu düşünüyorum.” değil de hatta “Ben çirkinim.” Diyorsun. Aklından öyle bir düşünce geçti ama sen onunla konuşmaya karar verdin. Onu ciddiye aldın bir duygu hissettin ve gitsin istiyorsun. Ne yaparsın? “Güzel miyim?” diye sorarsın. Ya da “Çok güzelsin.” cevaplarının daha fazla olduğu ortamlarda bulunmayı tercih edersin. Buna, aklımızdan geçen ve gelip gidecek olan düşünceye cevap ve...

Yalan kotası dolmuş.

Gerek yok aslında. Bunu çok anlatmaya çalıştım. Algılamaları için de götümü yırttım ama demek ki bir eksiklik var. Ya bende ya da etrafta. Anlamamaları için zaten biraz geri zekaya sahip olmaları gerekiyor. Aklı biraz normal çalışan bir insanın okuduğunu anlamaması ya da anlatılanda ki gerçek isteneni görememesi biraz anormal olmalı. Söyledim, çok basitti. Ne olduğu, ne istediğim özellikle ne istemediğim. Korkulacak bir şey yok. Çok fazla ciddi bir şey de yok. Yani aslında durum vahim değilken bunu vahim hale getirmeye çalışmaları bende insanları uzaya yollama isteği oluşturuyor. Durumu olduğu gibi algılamayıp da kendi istedikleri gibi şekillendirmeleri de aynı şekilde.. Salak olmadığına yüzde yüz emin olduğum bir insanın salak olduğunu kabullenmek de öyle. Korkak olmadığını düşündüğün bir insanın korktuğunu görmek de öyle. Şaşırmıyorum aslında fakat sadece yanıldığım için kendime kızıyorum. Yanılmışım. Çoğu zaman yanılmıyorum diye mi. Çoğu zaman zaten hali hazırda görebildiğim için...