Ana içeriğe atla

Blog yazarları

Fotoğrafım
ihaveasmileonmyface
kedilerle ciddi düşünüyorum. a cynical misanthrope.

anlamsızlığın peşinde bir hayat.

-ne anlamı var? 

evet anlamı yok demek istiyorsun biliyorum. sen de biliyorsun anlamı olmadığını. 

azınlığız biz. ruhun arzularından yoksun, sadece bedenlerine yakışan bedenler isteyenlerden farklıyız. maddiyatla var oluşlarını ispatlayanlardan değiliz. hiç dinlenmeyen, hiç uyumayan ruhlarımız var. bütün bu uyuşturuculara, tahriklere rağmen aralarına karışmadığımız kuklalardan değiliz. 

araya kopya kağıdı konup yazılmış binlerce hayatı izliyoruz dışardan. nasıl kapatıyorlar gözlerini, aldanmaya ne kadar tepkisizler, sorgulama yetilerini kaybetmişler, seçenekleri yalnızca önlerine çıkanlardan ibaret sanıyorlar, ellerine tutuşturulanı kabul ediyorlar, istekleri hep başkasına ait, bu isteklere koşuyorlar. hiç durmadan basamakları atlıyorlar. bir sonraki yapılacak her zaman biliniyor. toplumdan dışlanmamak bunu gerektiriyor. farklı olmamak bunu gerektiriyor. her zaman destekleniyorlar. her zaman yaptıklarını takdir edecek birileri var etraflarında. çünkü onlar da aynı seçeneksizlikten gelmiş. tek bir yoldan devam etmekte. ondan öncekiler de, ondan sonrakiler de. o yüzden eminler her şeyden, şüphe duymaya vakit bırakmayacak şekilde sıkıştırılmış yaşıyorlar. koşarak, hırsla.

sanki doğduktan sonra beyinlerine bir çip yerleştirilmiş gibiler. misyonları da yüklemişler. sen kırmaya çalışsan bile ele geçirilmiş beyinler hepsi aynı cevabı veriyor. doğru cevap değil soran için fakat aynı cevap. başka ne olabilir ki?

unutmuşlar çipi takmayı. yüklememişler misyonları. bu aynılığın içine dalıp coşamama sebebi bu olmalı. aynılığın içinde ki huzuru hissedememe bu olmalı. 

çabadır bu. bir ömürlük çabadır. kolundan, bacağından tutup içeri çekmeye çalışırlar, sen de onlardan biri ol isterler, sen de iste, sen de sorgulama, sen de gir bu kafese ve güven duy. sabitliğin verdiği güveni hisset. bu dünyadan hiç gitmeyecekmişsin gibi kök sal, çoğal, sonsuza kadar isteyeceklerinin listesini yap ve çarkın içine yerleş. 

ve ne garip ki, ancak bir şekilde mutlu olunabileceğine inanırlar. bir hayat boyu gerçekleştirmen gerekenlerin listesi yoksa sende, hedefin yoksa, sordukları zaman sen ne istiyorsun diye, cevabın bir kaç günlük plandan ibaretse, sen olmamışsındır. genelde bu tür fikir çarpışmalarının sonunda kafalar çevrilir, kendinden olanlara koşarlar, birliklerine dönerler, el ele tutuşup dans ederler.

bütün sevdiklerini toplayıp kutlama yapıyorlar. kendi hayatlarını kutluyorlar. her gün aynısını bir milyon insan yapıyor yine de kendi hayatları özel olduğu için kutlamaya değer. büyük başarılara imza atmışlar gibi tebrik ediliyorlar. doğdukları günü bile her sene kutluyorlar. önemsiyorlar delicesine. varlıklarını kutluyorlar, var oluşlarının bilmemkaçıncı senesinde bile aynı mutlulukla iyi ki doğdum diyorlar. çoğaldıkları zaman duydukları haz inanılmaz. sanki insan ırkı tükenmek üzereyken bunu başarmışlar gibi. sanki en yüce görev buymuş gibi. ondan sonrası ve öncesi önemsizmiş gibi. dünyaya bir milyon insan daha geldi bugün. haydi her birini sadece onlar başarmış gibi tebrik edelim, destekleyelim. ah aklım almıyor bu narsistliği. 

sıradan ve önemsiz olduklarını hiç düşünmüyorlar. bu tür düşüncelere sahip olan bizler ise karamsar, kendine değer vermeyen, psikolojisi bozuk beyinler olarak görülüyoruz. 

ben gerçekçi demeyi tercih ediyorum. 

büyük anlamlar yüklememeliyiz kendimize. varlığımızdan vazgeçmek değil bu söylediğim. yalnızca abartılacak bir şey olmadığını görmek. yalnızca bizden milyarlarca daha olduğunu, milyarlarcasının da yaşayıp öldüğünü bilmek. bu bilinçle yaşamak. 

kendinden çıkmak biraz, uzaklaşmak. 

her şeyi anlamsızlaştırdım yine. yine soğudu içim. yine isteksizlik içerisinde huzur buldum. yine yalnızlığımı uzaklaştırdım sizden. 

benim kafam bozuk değil, kafam güzel.  

Yorumlar

  1. Bu yorum bir blog yöneticisi tarafından silindi.

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

insanlık için küçük benim için büyük bir farkediş, farketmemek.

        sevginin ne sikim olduğunu hiç bilmeden yetiştirilen ruhları hastalanmış insanlarımıza...  küfürle giriş yaptım. çünkü öle..  büyüme çağında sevgi dilenen ve dilendiği için utanan ve sonunda da bu konuyu bir daha düşünmemek ve kötü hissetmemek (hissettirilmemek) adına çok derinlere gömerek yetişkinliğe ulaşan kişiler sevginin öncelikle sağlam bir temelinin atılması ve tuğlaları üst üste koyarak inşa edilmesi gereken bir şey olduğundan bir haberler.  sevgiyi ailelerinden "bana baktı, büyüttü, aç bırakmadı, terk etmedi vb." gibi bir takım kan bağından dolayı oluşan zorunluluklar ve asgari düzeydeki ilgi alakadan ibaret olarak gördüler. seni doğuran kişi ya da bakan büyüten kişi her kimse onunla bile duygusal, iletişime dayalı bir sevgi inşa edilmesi gerekiyor aslında. bu konsepte çok uzak bir millet olduğumuz aşikar.  biraz daha girelim çünkü bu konu canımı çok sıkıyor.  anne kutsaldır dediler. hayır hiçkimse kutsal değildir. yalnızca o...

Like Al Gerçek Olsun.

Ön kamera niye var? Demiştim. Net hatırlıyorum. Hali hazırda büyük bir kesim çeşitli ruhsal rahatsızlıklarla boğuşuyor. Uzun süredir gördüğüm terapistlerle olan seanslarımızda bir konu defalarca gündeme geliyor. “Korkutan düşüncelerden kaçmak.” Kaçmak demek o düşünceyi beynimizden atmak için gösterilen müthiş çaba. Bence çoğu ruhsal bozuklukta (düşünce farklı olabilir) bu düşünceden kaçma, onu yalanlama, onu düşünürken kendini teskin etme ve en önemlisi o düşünceyi yalanlamaya çalışma ya da başkalarından yardım isteme var. Yani o düşünceye cevap verip onu bi bok sanma var. Bu da şöyle: “Çirkin olduğumu düşünüyorum.” değil de hatta “Ben çirkinim.” Diyorsun. Aklından öyle bir düşünce geçti ama sen onunla konuşmaya karar verdin. Onu ciddiye aldın bir duygu hissettin ve gitsin istiyorsun. Ne yaparsın? “Güzel miyim?” diye sorarsın. Ya da “Çok güzelsin.” cevaplarının daha fazla olduğu ortamlarda bulunmayı tercih edersin. Buna, aklımızdan geçen ve gelip gidecek olan düşünceye cevap ve...

Lucia/Silence yazdırıyor.

Basit şarkı. Çok bir olayı yok. Aslında benim için var. Şöyle düşündüm şarkı yapsam ben böyle yapabilirdim. Bir de bir kez daha başıma gelmişti bu Aimee Mann/It's Not şarkısı ile. Ben bu şarkıyı beynimin içerisinde yıllardır duyuyorum demiştim. Şarkı o kadar eski değildi. Bu da değil. Ben bu şarkıyı ezbere biliyordum mesela. İnandırıcı değil biliyorum. Bence de değil. En büyük zevk bu şarkı. En güzel his. Ben yapmadım ama ben buldum. Benim karşıma çıktı ya. Benim oldu şimdi bu şarkı mesela, diğer bir çok şarkımın arasına girdi. Başkalarının bana verdikleri şarkılar gibi değil. Onlar üvey evlat muamelesi görüyorlar bende. Bazı çok nadir insanların verdikleri hariç tabii ki. Onları da yastığımın altında tutarım. Zarar görmesinler, kaybolmasınlar, unutulmasınlar ve değerleri bilinsin diye. Her neyse. Birilerine tavsiye ediyorsam üvey evlatlarımı o birilerini de çok önemsemem mesela. Mesele benim olanları! paylaşmak. Bunları dinletmek. Çünkü biliyorum ya içten içe.. Eğer beğenmezler...